Büyük Britanya Krallığı’na bağlı ikinci en kalabalık ülke olan İskoçya, Britanya adasının en kuzeyinde yer alır. Başkenti Edinburgh olan ülkenin en büyük kenti ise Glasgow’dur. Ülkenin resmi dilleri İskoçça, İngilizce ve Gaelcedir. Bağımsız bir ülke olmamasına rağmen kendi parlamentosu, bayrağı ve milli marşı olan İskoçya, 2014 yılında gerçekleştirilen bağımsızlık referandumunda “hayır” oyu vererek Büyük Britanya Krallığı’na bağlı kalmaya devam etmiştir. Dağlar, göller ve nehirler ile ziyaretçilerine eşsiz doğal ortamlar sunan İskoçya’nın en önemli gölü Loch Nesstir. Bu gölün önemli olmasının sebebi ise halkın Nessie adını verdiği efsanevi göl canavarıdır.

İskoçya hava durumu

İskoçya Büyük Britanya’nın kuzeyinde olduğu için krallığın geri kalanına göre daha soğuk bir iklime sahiptir. Gulf Stream akıntısı sebebiyle yağış oranı Londra’dan daha fazla olan İskoçya’nın en sıcak olduğu aylar temmuz ve ağustostur. Atlas Okyanusu’nun akıntılarının da etkisiyle İskoçya’nın kuzey kısımları güneyinden daha sıcaktır. İskoçya’nın kıyı kesimleri iç kesimlere göre daha ılıman bir iklime sahipken, yüksek kesimleri daha fazla yağış alır.

Kış aylarında özellikle müzelere ve tarihi yerlere ücretsiz giriş haklarının sunulduğu etkinlikler ve çeşitli festivaller düzenlenirken, yaz aylarında da sanat festivalleri ve çeşitli eğlenceler bulabilirsiniz. Haggis isimli özel İskoç yemeğini tatmak isteyenler, geleneksel İskoç kıyafeti kilti bir de vatanında görmek isteyenler ya da gaydanın eşsiz sesini dinlemek isteyenler, İskoçya’yı yılın her dönemi ziyaret edebilir. Tek dikkat edilmesi gereken yağışın en az olduğu bir dönemi seçmektir. Aksi halde yoğun yağışlar seyahatiniz sırasında hareketlerinizi kısıtlayabilir.

İskoçya’da görülecek yerler

İskoçya’ya gittiğinizde insan elinden çıkan harika eserleri mutlaka görmelisiniz. İskoçya’nın en güzel binalarından biri olarak kabul edilen Melrose Abbey kilisesinin tarihi kalıntıları bu eserlerden sadece biridir. Tarihi kiliseyi ziyaret edip atmosferini yaşamak için Melrose kasabasına gitmeniz yeterlidir. İskoçya’nın doğusunda, Angos kıyısında bulunan Bell Rock Deniz Feneri ise yapıldığı günden beri en küçük bir tamir bile görmeden ayakta kalan dünyanın en eski deniz feneri olma özelliğini taşımaktadır. Edinburgh’un göbeğinde yer alan Scott Monument ise Sir Walter Scott’a adanmış bir anıt niteliğindedir. Bu anıt, bir yazar adına yapılmış dünyanın en büyük anıtı olmanın yanı sıra aynı zamanında Scott’un hayatı ve eserlerinin de sergilendiği bir yerdir. Birçokları tarafından dünyanın en muhteşem su yollarından biri olarak nitelenen Caledonian Canal, Highlands’de ziyaretçilerini beklemektedir. Fort William ve Mallaig arasındaki efsanevi West Highland yolunun bir parçası olan Glenfinnan Viyadüğü de eşsiz bir manzara vadetmektedir. Falkirk yakınlarında heykeltıraş Andy Scott’un yaptığı devasa çelikten at heykellerinden oluşan The Kelpies gündüz olduğu kadar gece ışıkları yandığında da muhteşem bir manzara sunmaktadır.

Elbette dünya miras listesinde olan Edinburgh Kalesi’ni görmeden dönmek de olmaz. 1890’da inşa edilen ama 2000li yıllarda da ziyaretçilerini kendine hayran bırakan Forth Bridge de UNESCO Dünya Mirası listesinden bir eser olma niteliğindedir. İskoçya’nın kuzeyinde bulunan Caithness sahili ise dünyaca ünlü Kuzey Işıklarını izlemek için en iyi yerlerden birisidir.

İskoçya gezi rehberi